20 Eylül 2014 Cumartesi

kek kalıbı

Kek değilim ki kalıba gireyim.
Özgürlüğün
çizebildiğin sınırlar kadar geniştir.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Anerka'ya Mektuplar



Hüznüm; süngülü yalnızlıklara itilmiş bir Dersim gecesi, 
açlığım; bir deri bir kemik, 
sabrım; altı aylık unutulmuşluğuyla bir Bahçesaray’lı, 
ve korkum; yollarına sinmiş bir çakal. 
Ya gidenler evin yolunu bir daha bulamazsa Anerka! 
geçitlerinde yasaklanmış mevsim hatıralarıyla 
sana nereden geleyim? 

Artık her ses içimdeki bir sözün katili. 
Oysa, bir seni bildim Anerka, 
bir de kaçmaya hazır gözlerindeki, yarı uykuyu 
ki henüz bir kaç asırlık olsa da sensiz kalmışlığım 
bir seni bildim, 
bir de sensizliği... 

Dilimde, kavimler göçünden kalma bir yol türküsü, 
aklımda, söze dönüşmeyen sesler, 
yüzümde gülücük diye taşıdığım hüzün, 
boynumda, mor hamaylı gözlerin 
ve yüreğimde, 
aşkın kehanet korkularıyla 
sabrımı yoklayan esmer geceyi 
ayın öbür yüzündeki ihaneti 
tanrıyı 
ve 
seni, 
hakimin hükmüne kırılan kalemi, 
ve 
çekilen bıçağın 
aşkın kirli tarihinden akıttığı kanları 
soluk ve soğuk yüzlerin sinsi pusularını 
celladın cüzzamlı, kanlı avuçlarını 
ve her an tetikte, aklı firarda sevgilileri... 

Bir seni bildim Anerka, 
bir de sol göğsünde kızıl alev güllerini 
yüzünün yaşama dönüşüp, 
gözlerinin felsefe ile anlaştığını 
ve bir ben bildim 
Platon’un gözlerine ne denli yakıştığını... 

Bir seni bildim Anerka, 
bir de yirmi dört saatin gece olduğunu 
geçmiş zaman kipinde bütün umutları 
gelecek zamana bağlayan 
bağlantısız bir bağlaç 
ve 
güneşe devrilmeyen 
devrik bir cümle gibi 
her şeyin anlamından koptuğumu. 


II 

Aşkınla, 
ateşinde yanan şaşkın bir pervaneydim Anerka! 
Yaşamın başlangıç noktası, 
ve ölümle başlayan başlangıçların son noktası... 

Görünmez bir kazaydım kendi seyrimde. 
Gece; zarf 
ölüm; fiil 
ışık; fail 
ben ise bütün intiharların öznesiydim. 

Pusuda iken bütün Firavunlar 
kimseler sevmedi benim kadar, 
gözlerindeki yarı uykuyu. 
Bir intihar pervanesiydim, bir ışığa aşık, 
bir şaşkın düş kanadıydım. 
Gözlerinde kırık, 
gözlerine aşık... 

Oysa şimdi Anerka, 
oysa şimdi, kum saatinin ince belinden tek saniye süzülmezken 
Bruki göçü gibi diyar diyar sürülen yüreğimde(n) vuruyor zaman. 
Babil’im, Ninova’yım. 
Yitik ve mistik bir zaman tüneliyim, 
bir çığın ağır çığlığı, 
ve ağır bir sevda enkazıyım Anerka! 


III 

Hislerimi bir dervişe satıp, 
tanımsız hiçliğimle, 
duaların ürpertisine gizledim umudumu. 
Bynumda bilmece gibi ismin, 
bir sevda türküsünün son notası özetinde 
ve 
her kulacımda dibe çekildiğim, 
anasından ayrı Van Gölü hüznündeyim. 

Özü bilinmeyen dinler adına, 
Xecé û Siyabend aşkına Anerka! 
Yut dudaklarımı, 
yut ki öpeyim yüreğinden. 
Yoksa sol yanımda ağır bir kanamayla 
cebimde cerahatımı taşıyarak, 
kötücül varlıklar ve kaybolmuş yüzlerin 
arkasında yatan hiçlikle, 
kendime yamanarak 
ve yanarak 
ve yalınayak Tamara çaresizliğinde, 
kokunun sindiği kaleden bozma şatomun dehlizlerinde yitip, 
talihim gibi kör çıyanların 
bedenini oyduğu Akdamar olurum Anerka! 
Kıvranan narin çaresizlik, 
titreyen özüme bulaşmış acemilik, 
ve 
günah desenleriyle, 
ruhumun ölüsünde dirilen beden neye yarar? 

Yokluğun ölüm olur Anerka! 
Yokluğun, Başkale’de sırrı aşikar bir cinayet 
ve Zilan Deresinde ölen çocuk ürpertisiyle 
asi, direngen yüreğimdeki 
isyanı bastıran zulüm olur... 

Ey göğsüne yaslanıp çırılçıplak ağladığım! 
Kaşlarını ağıtlarıma, 
gözlerini çaresizliğime, 
yalnızlığım kadar prüzsüz bir ten 
ve ışığı boğan gölgem kadar yoksul çizgileriyle 
yüzünü yüzüme benzettiğim siluetsiz sevgili... 
Bilirsin ’’aşk bir sığınma talebidir’’, 
anadilim gibi dilimin ucunda ve yasak olsan da 
iri gözlerine beni de al Anerka! 

İri gözlerine beni de al... 
  
Özhan Hakan 

28 Kasım 2012 Çarşamba

BOK!

Aynı boktan mahallenin çocuklarıyız biz
ismimiz
YALNIZLIK

17 Kasım 2012 Cumartesi


HER ŞEYE TIPATIP UYAN VE HER ŞEYİ ÇOKTAN BİLENLERİN ŞARKISI
   
    bir şey yapılması gerektiğini ve de hemen
    çoktan biliyoruz
    ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için
    ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak için
    çoktan biliyoruz

    ve işlerimizin yolunda olduğunu
    ve bunun böyle süreceğini
    ve bunun anlamı olmadığını
    çoktan biliyoruz

    ve suçlu olduğumuzu
    ve suçlu oluşumuzda bir suçumuz olmadığını
    ve elimizden bir şey gelmeyişinde suçlu olduğumuzu
    ve bunun bize yettiğini
    çoktan biliyoruz

    ve belki de ağzımızı tutmanın daha iyi olacağını
    ve ağzımızı tutmayacağımızı
    çoktan biliyoruz 
    çoktan biliyoruz

    ve kimseye yardım edemiyeceğimizi
    ve bize kimsenin yardım etmeyeceğini
    çoktan biliyoruz

    ve yetenekli olduğumuzu
    ve hiç ve gene hiç arasında seçme yapabileceğimizi
    ve bu sorunu temelden incelememiz gerektiğini
    ve çaya iki tane şeker attığımızı
    çoktan biliyoruz

    ve baskıya karşı olduğumuzu
    ve sigaraların pahalılaştığını
    çoktan biliyoruz

    ve her seferinde bir şeyin olacağını önceden kestirdiğimizi
    ve her seferinde haklı çıkacağımızı
    ve bundan bir şey çıkmayacağını
    çoktan biliyoruz

    ve her şeyin yalan olduğunu
    çoktan biliyoruz

    ve bir şeyi atlatmanın her şey değilde hiçbir şey olduğunu
    çoktan biliyoruz

    ve bizim bunu atlatacağımızı
    çoktan biliyoruz

    ve bütün bunların yeni olmadığını
    ve yaşamanın güzel olduğunu
    ve bunun her şey olduğunu
    çoktan biliyoruz
    çoktan biliyoruz
    çoktan biliyoruz

    ve bunu çoktan bildiğimizi
    çoktan biliyoruz.

Hans Magnus Enzensberger

13 Kasım 2012 Salı

uçuk

şimdi bir uçuk gibi duruyor
edilmemiş tüm küfürlerim

18 Ekim 2012 Perşembe

temenni

keşke sonsuz olsa gök yüzü
yeraltı tanrısının akrabaları
köşe başlarının kabadayıları
ezmeseler gözünde yeni yetmiş ışığı
umduğunu bulamama dünyasına uyanmasak mesela her sabah
bize tek kalan keşkeleri olmasa yer yüzünün
(büyüdükçe)
olabilirlik kavramına demirlemesek fikrimizi
büyümesek.
dünyayı başka bir yer sansak mesela.
öğrenmesek çaresizliği
ve yalnız kendine saklamayı
biz dünyaya değil, dünya bize uysa.




cömertlik

İnsan tuhaf bir varlık. Bireysel emeklilik planları için güzelim bir hayatı hiç istemediği şekilde geçirebilir. Ve bunu yaparken güvende hissetmenin huzuruyla kendini cömertçe yok edebilir.